| Buğday |
Adamin kocaman aleti varmis, her gece
karisiyla sex yapmaktan kadincagiz dayanamamis ve olmus. Aradan
gunler gecmis,adamin cani sex cekiyormus ama yapacak kimseyi
bulamiyormus. Ben en iyisi evleneyim diye dusunuyor ve koyun
muhtarina gidiyor: -Muhtar amca biliyorsun benim kari oldu benim
canimda sex istiyor ama ne yapacagimi bilmiyorum, evlenmek
istiyorum bana yardim allahini seversen. Muhtarda tabi diyor
koyun dul kadinlarina tek tek gidip soruyor hepside adamin takimi
buyuk oldugu icin evlenmeye yanasmiyor muhtar durumu adama anlatiyor
adamda bicare evine donuyor kara kara dusunmeye basliyor derken kapi
kirilircasina caliyor. -Kim o!.. -Ben zavalli bir cingeneyim
hemde bekarim allah rizasi icin bana biraz bugday verirmisiniz?
Adam sesi duyunca seviniyor, -Kapi acik kizim iceri gir.
-Amca bana biraz bugday verirmisin? -Bugdaylar yan odada ben
hastayim gec icerden istedigin kadar al Kiz iceriye giriyor
egilip bugdayi dolduracagi zaman adam arkadan yaklasiyor kemik gibi
kaldirdigi aletini kizin gotune yerlestiriyor, kiz: -Yandim
emmi!.. Diyor istedigi kadar bugdayi alip gidiyor, arkadaslari
bakiyor bunun bugdayi fazla nedenini sorduklarinda bizimki;
-Ben o bugdayi alincaya kadar gotum ciz
etti. | |
| Kapı Tokmağı |
Yeni evlenen çift, balayını geçirmek üzere lüks
bir otel odasına yerleştiler. İlk geceleri olması nedeniyle gelin
hanım, fantazi yaşamak ister ve körpe damadımıza bir teklifte
bulunur: -Hayatım, istersen birbirimize koşalım, ortada
buluştuğumuz noktada bana geçir... Damadımız, bir anlam veremez,
fakat kafasını da sallayarak Olur der. Birbirlerine koşmak için
ikisi de odada yerlerini alır. Gelin hanım, odanın penceresinden
doğru, damat efendi de, odanın kapısından doğru atağa kalkar. Nasıl
olursa olur, damadın ayağı takılır ve ortada buluşmayı beceremezler.
Damadımız, pencereden fırlayarak kendini bir anda otelin
havuzunda bulur. Ölmediğine şükür ederken bir anda çıplak olduğu
aklına gelir. Birilerinden yardım istemek için sağına soluna
bakınır. Otel görevlilerinden birini koşarken görür ve seslenir:
-Pardon, bana bir havlu verebilir misiniz? Otel görevlisi,
temposunu bozmadan cevap verir: -Kusura bakmayın efendim, acelem
var. 300 nolu odada bir bayanın *mına kapı tokmağı girmiş, onu
kurtarmam lazım... | |
| Mc Donalds |
52 yasinda bir adam,son derece basarili bir yuz
gerdirme operasyonu gecirdikten sonra, yepyeni goruntusunun tadini
cikarmak ve insanlari sasirtmak icin soyle bir dolasmaya cikmis.Once
bayiden gazetesini almis ve gazete saticisina sormus, -Sence ben
kac yasindayim ahbap? Satici, -Seyy! 40 mesela?. Adam zafer
kazanmis gibi kahkaha atmis, -Hahahahahaaaa bilemedin ben tam 52
yasindayim!!! diyerek kosedeki Mc Donalds in yolunu tutmus,bir kahve
soyledikten sonra kasiyer kiza sormus,Kucuk hanim, soyler misiniz
ben kac yasinda gosteriyorum? Kiz biraz dusunmus ve -35??
Adam zevkten havalara ucacak.. -Hayirrr! Ben tam 52 yasindayim!
diye bagirmis.Tekrar sokaga cikmis, bu kez de kaldirimda giden yasli
bir teyzenin onune firlamis, -Bayan size bir soru sorabilir
miyim?Sizce ben kac yasindayim?? Yasli teyze gulumsemis,
-Bakin ben yasli bir kadinim ve artik gozlerim neredeyse
hicbirseyi secemiyor ama ben gencken bir erkegin yasini bulmak icin
cok basit bir yontem vardi. Elimi pantolonunuzun icine okup 20
saniye boyunca orada tutmama izin verirseniz size kac yasinda
oldugunuzu soyleyebilirim! Adam cok sasirmis ama duyduklari
ilgisini cektigi icin teyzeye izin vermis.Yasli teyze adamin
pantolonundan iceri elini sokmus,20 saniye sonra elini disari
cikarmis, -Evet... siz 52 yasindasiniz.Adam sokta cok bozulmus,
-Seyy! Ama nasil bildiniz? Yasli teyze gulumsemis,
-Mc Donalds da kasa kuyrugunda arkanizda ben
vardim! | |
| Jilet |
Yüzbaşının karısını taburdaki bütün askerler
beceriyormuş.Yüzbaşı bunu hissediyor fakat ispatlıyamıyormuş.Birgün
karısının organının içine jilet yerleştirmiş ertesi gün
içtimada tüm askerlerin pantolonlarını ve donlarını çıkarttırıp
aletlerinin ucuna bakmış,birde ne görsün hepsininkinin ucu kesik bir
tanesininki hariç hemen o askeri tebrik ediyor askerde şöyle diyor
"tefeşşkkür edeimş
komtşşşnamışş" | |
| Söylesene |
Karı-koca Afrika ormanlarında avlanmaya giderler.
Karşılarına bir ayı çıkar ve ayı kadına saldırarak onu düzmeye
başlar. Kadın feryat figan kocasından yardım ister. Kocası kenarda
durur ve şu cevabı verir: “Başım ağrıyor desene, canım istemiyor
desene, bugün olmaz desene, hadi sıkıysa
söylesene” | |
| Cici Baba |
Bir zamanlar Ingiliz hukumeti cocugu olmayan
ailelerin bu sorununu cozmek icin "Cici Baba" servisi kurmus.
Cici Baba, evliliklerinin ilk bes yilinde cocuk sahibi olamayanlara
yardim eden bir devlet memuru. Smith ailesi de boyle bir servis
icin basvuruda bulunur, heyecanla "Cici Baba" yi beklerken kapi
calinir, ancak gelen kisi kapi kapi dolasan bir bebek
fotografcisidir. Konusma soyle gelisir ; Ms Smith :
Gunaydin SATICI : Gunaydin efendim ben sey icin gelmistim Ms
Smith : Aciklamaniza gerek yok kocam herseyi anlatti. Buyrun iceri
girin SATICI : Oylemi? Bebek isinde ustume yoktur, ozellikle
ikizlerde. Ms Smith : Kocamda oyle soyledi, buyrun oturun.
SATICI : O zaman kocaniz belki de size........ Ms Smith : Aa
evet, ikimizde en iyi sonucun boyle alinacagini dusunuyoruz.
SATICI : Oyleyse hemen baslayalim. Ms Smith : (KIZARARAK)
Sey nerede baslamali? SATICI : Her seyi bana birakin. Ben
genellikle iki kez banyo kuvetinde, bir kez kanapede ve belki bir
kac kez yatakta denerim. Bazen oturma odasinin halisinde iyi
oluyor Ms Smith : Banyo !! Oturma odasinin halisi!!! Neden bizim
beceremedigimiz anlasiliyor. SATICI : Sey hanimefendi, hic kimse
ilk seferinde iyi bir sonuc garanti edemez ama alti yedi kere
denersek bir tanesi mutlaka sahane olacaktir. Ms Smith :
Afedersiniz ama biraz fazla olmuyor musunuz? SATICI : Kesinlikle
degil benim isimde insanlar aceleci olmamalidir. Ms Smith :
Basarili oluyormusunuz bari? SATICI : (Cantasini acarak bebek
fotograflari gosterir) Su bebeklere bakin bunlar benim islerim.
Bakin bu dort saat surdu. Ms Smith : Evet cok guzel bir bebek.
SATICI : Fakat gercekten guc bir is. Gormek istiyorsaniz suna
bakin, ister inanin ister inanmayin bu Londra'nin ortasinda,
otobusun uzerinde oldu. Ms Smith : TANRIM !!!!!!! SATICI :
Bunlarda sehrin en sirin ikizleri. Anneleri ile calismanin ne zor
oldugunu bilseniz ikizlerin sirinligine daha cok sasirirsiniz.
Ms Smith : Oyle mi ? SATICI : Sormayin. Sonunda isi dogru
yapabilmek icin onu Hyde Park'a goturdum. Herkes cevremizi
sardi. Pes pese dort bes tam boy ve is bitti. Ms Smith : Dort
bes, tam boy !!!!! SATICI : Evet ustelik uc saatten fazla surdu.
Sonunda bir kac kisi kalabaligi tuttu. Karanlik olmadan once
yeniden denemeliydik ancak serceler aletimin uzerine konup
gagalamaya basladilar bu yuzden isi birakmak zorunda kaldik. Ms
Smith :Yani gercekten serceler seyinizi aaa-aletinizi isirdilar mi?
SATICI : Evet boyle seyler oluyor tabi. Ben teknigimi
gelistirmek icin tam uc yil harcadim. Mesela su bebek. Bu neticeye
ancak buyuk bir magazanin on vitrininde ulasabilirsiniz. Ms
Smith : Bu kadar da olmaz! SATICI : Hanfendi hazirsak ayagi alip
geleyim. Ms Smith : Ayak mi ????!!!!! SATICI : Aa evet, agir
oldugu icin surekli elde tasimak zor oluyor, bunun icin ayak
kullaniyorum. Hanfendi..... Hanfendi..... Hay allah neden bayildi
simdi bu | |
| Yanlışlık olmasın |
Padişahın huzuruna yaptıkları bir suç nedeniyle
iki kişiyi çıkarırlar. Padişah ikisini de dinler ve zindancıyı
çağırır, hükmünü verir. - İkisinide alın götürün. Birincisini
asın, ikincisini de bi güzel si..n
Suçlular alıp
götürülürken, ikincisi zindancılara sıkıca tenbihliyormuş; -
Aman ha bir yanlışlık yapmayın. Bak bu adamı asacaksınız. Beni de
götürüp si..ceksiniz. | |
| Süpermen |
Süpermen perişan bir şekilde bardan içeri dalar.
Bir tabureye oturur. Bir bira söyler. Meraklanan barmen : -
Ey süpermen. Bu halin nedir ? - Hiç sorma. Gökdelenlerin
üzerinde dolaşırken bir baktım, süperkız çırıl çıplak soyunmuş,
güneşleniyor. Bacaklarını da öyle bir açmış ki, dayanamadım, havada
soyunup daldım. - Eee ? - Meğer üzerinde görünmez adam
varmış. | |
| Duvar Yazısı |
Kızın babası erkek çocuğun babası ile
konuşmaktadır: - Sizin oğlan bizim duvara işemiş. - Çocuktur,
ne olur ki? - İyi ama, çişiyle bizim kızın adını yazmış. -
Demek ki, bizim oğlan senin kızı seviyor. Kız babası
hiddetlenerek: - İyi ama birader, yazı bizim kızın el
yazısı. | |
| Ölü |
Yetmiş,seksen yaşları arasındaki bir çift yıllar
sonra sevişmeye karar verirler. Kadın;Yatağa girer ve beklemeye
başlar. Erkek hala yatak odasına bile girmez. Aradan bir saat
geçer adam hala yok. Kadın; "Hadi sene be adam nerdesin" En
sonunda adam yatağa girer. Uğraşır uğraşır bir türlü başaramaz.
-Kadın; "Bir saat dışarda bekledin,bir saattir de burda
uğraşıyorsun hadi yapıcaksan yap şu işi" diyerek adama içerler.
Adam; "Ne konuşup duruyorsun mna koduğum karısı.Biz senin gibi
çuval ağzı açmıyoruz ölü diriltiyoruz
ölü" | |
| Doğanın Dengesi |
Temel ormanda ağaç kesiyormuş, o sırada
çevreciler de ormanda yürüyüşe çıkmışlar, Temel'i bu vaziyette
görünce bir güzel pataklamışlar... Temel üstü başı perişan halde
köye dönerken Dursun a rastlamış, Dursun; -Ula Temel bu ne hal
böyle? diye sormuş, Temel de anlatmış; - Ormanda ağaç keseydum,
birden kalabaluk pir grup Doğan'ın yengesini bozmişum diye dövdü
peni, halbuki ne Doğan'ı taniyruuum, ne de
yengesuni.. | |
| Çok Sert |
Evvel zaman içinde bir Kral yaşarmış ve Kralın
güzeller güzeli bir kızı varmış... Prenses Ancak ortada ciddi
bir sorun varmış
Prensesin dokunduğu herşey eriyormuş.
Her ne olursa olsun; metal, tahta, plastik her
dokunduğu şey eriyormuş.
Bundan dolayı bütün erkekler ondan
korkar, hiçkimse onunla evlenmek istemezmiş.
Kral
çaresizmiş. Kızına nasıl yardımcı olacağını bilemiyormuş?
Ülkenin bütün kahin ve sihirbazlarını bir araya toplayım
soruna çözüm getirmelerini istemiş. Kahinlerden bir tanesi
Krala,
"Kralım , kızınız elinde erimeyecek bir şeye
dokunacak olursa bu lanetten kurtulacaktır." demiş
Kral
bu habere çok sevinmiş.
Ertesi gün tüm ülkede bir müsabaka
ilan edildi. he held a competition. Her kim, prensesin
elinde erimeyek bir nesne getirir ise, o prenses ile evlenecek ve
Kralın bütün servetinin varisi olacaktır.
Sadece üç genç
Prens meydan okuma cesaretini göstermiş.
Birinci Prens
Titanyumdan yapılmış çok sert bir kalkan getirmiş. Nafile,
Prenses dokunur dokunma eriyivermiş. Prens üzgün bir şekilde
ordan ayrılmış.
İkinci Prens, elmasın dünyadaki en sert
nesne olduğunu ve erimeyeceğini düşünerekten devasa bir elmas
getirmiş. Yine nafile, Prensesin bir dokunuşu ile eriyip
gitmiş.
Oda boynu bükük ve hayata küskün ayrılmış ordan.
Üçüncüsü Prensese yaklaşıp, "Elinizi cebime sokup içinde
ne olduğunu hissedin demiş." Prenses söyleneni yapmış,
kıpkırmızı olmuş. Hissettiği şey çok sertti. Elinde
tutuyordu ve.... erimemişti!!!
Kral çok mutlu olmuştu.
Krallığındaki herkes çok mutlu olmuştu. Böylelikle üçüncü
Prens Prenses ile evlendi ve hayatlarının sonuna kadar mutlu olarak
yaşadılar.
Soru:
Prensin pantolonundaki nesne ne
idi?
(cevap için aşşağıya bakın)
Tabii ki
M&M's çikolataları idi. Onlar ağızda erir, elde değil.
Sen ne düşünmüştün?
AYIP AYIP.... Bu
mesajı oylayın 5 yıldız4 yıldız3 yıldız2 yıldız1 yıldız
| |