|
|
| Aşk -Sevgi |
|
Hayatın
Manası
|
Benim istediğim gibi yaşarsan seni
boğarım sahip olduklarıma, der beğenen!.. Onun
zaten fıtratında yoktur sevgi, bilmez aşkın ne
olduğunu!.. Ne üzere yaratılmışsa, odur tüm
meşgalesi… Karınca gibi çalışır; maymun gibi
çiftleşir; aslan gibi yavrularına sahip çıkar…
Ama pervane gibi sevemez!. atamaz kendini
ateşe!.
Sevgi sonunda yanmayı getirir!..
Beğeni ise sonunda kaçmayı!. Beğenen mahlûkat
çoğunluğuna göre, “sevgi” delilikten bir
türdür!.. Anlamazlar onlar, sevdiği uğruna,
etraf ne derse desin deyip, her şarta
katlanmayı! Ve “delillik bu” derler… Beğenme
bir tür “hobi”dir!… Bazen ömür boyu sürer, bazen
birkaç yıl, bazen bir kaç ay!.. Sevgi bir
ömür boyudur!… Bitmez, tükenmez, bazen durulur,
bazen coşar ama hiç gerilemez!. Çoğunlukla
karşısındakinden yüzünü göstermesinden gelir
sevgi insana!.. Bazen de özünden gösterir yüzünü
O!… O zaman onlar için derler ki, “Allah”a aşık
oldu!.. Uzaklaşma ondan gelmemiş de,
karşısındakinden gelmişse, bu defa “nefret”e
döner “beğeni”; ondan intikam alma duygusu
gelişir içinde; ve vicdanla intikam dalgaları
arasında bir o yana bir bu yana sürüklenir
durur; terkedilmişliğin, uzaklaşmanın, layık
olmadığını yaşamanın sanısı içinde!.. Oysa
yalnızca, fıtratında olmayan gerçek sevginin
sonuçlarını yaşamaktadır!. Cüzdanı için,
güzelliği-yakışıklılığı için, kendisine hoş
gelen huyları için, mevkii-koltuğu için, ilmi
için beğenmiştir; sevdiğini sanmış; sahip
olamayınca da arzusuna erişememenin düş
kırıklığı içinde kopmuş; yalnızca çıkarları
doğrultusunda yaşamayı tercih
etmiştir…
Seven ise göze almıştır
kopmayı… Dışlanmayı… Paradan-puldan, namdan
nişandan, dosttan akrabadan uzak
kalmayı… Fıtratından gelir sevgi!. Kulluğu
sevmek üzeredir!. Onunla, sevmeyi yaşamak
istediği için yaratmıştır onu Yaratan… O yüzden
kopar anadan-babadan; dünyadan
paradan!
Seven, karşılıksız
sever!… Beğenen karşılığını
ister!. | | |
|
|
| | | | |